KABİR ÜZERİNE BİNA YAPMAK

   
Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) kabrin kireçlenmesini, üzerine bina yapılmasını, üzerine oturulmasını, üzerine yazı yazılmasını ve ayakla basılmasını yasakladı.”[1]
وعن جابرٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: نَهى رَسُولُ اللّهِ أنْ يُجَصَّصَ الْقَبْرُ، وَأن يُبْنَى عَلَيْهِ، وأنْ يُقْعَدَ عَلَيْهِ، وأنْ يُكْتَبَ عَلَيْهِ، وَأنْ يُوطأ. أخرجه الخمسة إ البخاري .
   Ebu Hureyre (r.a.)’ın rivayet ettiğine göre : Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “ Allah Yahudileri kahretsin. onlar peygamberlerinin kabirlerini mescid haline getirdiler.”[2]
   Aişe (r.a.) şöyle dedi: Peygamber (s.a.v.) hastalanınca hanımlarından birisi Habeşistan’daki ‘Mariye’ adlı bir kiliseden bahsetti. Umm Seleme ve Umm Habibe Habeşistan’a gitmişlerdi. Onlar bu kilisenin güzelliğinden ve kilisedeki resimlerden söz ettiler. [Peygamber (s.a.v.) başını kaldırarak] şöyle buyurdu: ‘Onlar aralarında Salih bir kimse varsa, onun kabri üzerine bir mescid yaparlar, Sonra da o gördüğünüz resimleri yaparlardı. İşte onlar [kıyamet günü] Allah katında yaratıkların en kötüleridir.” [3]
    Haris Necrani’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Peygamber (s.a.v.)’in vefatından beş gün önce şöyle buyurduğunu duyudum:
   “Dikkat edin! Sizden öncekiler peygamberlerinin ve Salih kimselerin kabirlerini mescid haline getiriyorlardı. Dikkat edin! Sakın kabirleri mescid haline getirmeyin. Ben size bunu yasaklıyorum.” [4]
    Ebu Hureyre (r.a.)’ın rivayet ettiğine göre: Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Allah’ım’ Sen benim kabrimi puta çevirme. Allah peygamberlerinin kabirlerini mescid haline getiren topluluğa lanet eylesin.” [5]
    Abdullah b. Mes’ud şöyle rivayet etti: “ Ben Resulullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu duydum: “En kötü insanlar, kıyamet koptuğunda hayatta olanlar ve kabirleri mescid haline getiren kimselerdir.” [6]
    Abdullah b. Şurahbil b. Hasene şöyle dedi: “Osman b. Affan’ın kabirlerin dümdüz edilmesi emrini verdiğini gördüm. Ona: Bu Osman’ın kızı Umm Amr’ın kabridir denildi. O yinede onun düzeltilmesini emretti.” [7]
وعن أبي الْهَيَّاجِ ا‘سْدى قال:قَالَ لي عَلِيٌّ رَضِيَ اللّهُ عَنْه: أَ أبْعَثُكَ عَلى مَا بَعَثَنِي عَلَيْهِ رَسُولُ اللّهِ ؟ قَالَ: اِذْهَبْ، فََ تَدَعْ تِمْثَاً إّ طَمَسْتَهُ، وََ قَبْراً مُشْرِفاً إّ سَوَّيْتَهُ. أخرجه مسلم وأبو داود والترمذي .
    Ebu’l-Heyyac Esedi şöyle dedi: Ali bin Ebu Talib bana şunu söyledi: ‘Seni, Resulullah (s.a.v.)’in beni gönderdiği görevin aynısına göndereyim mi? Yok etmediğin bir heykel bırakma, dümdüz etmediğin yükseltilmiş kabir bırakma.” [8]
    Bu hadisle Sünnette sabit olan, kabrin bir veya iki karış yükseltilmesinin meşruiyeti arasında her hangi bir ayrılık yoktur. Bundan maksat kabrin belli olması ve hakarete uğramaması için korunmasıdır. Kabrin düm düz edilmesinden maksat ta, üzerinde yükseltilen binadır.
   Aliyyu’l Kari, el-Mirkat (II/372) de hadisi şerh ederken şöyle demiştir: Yükseltilmiş kabirden maksat, kabir olduğu bilinsin ve çiğnenmesin diye, kum ve çakılla belli edilenden başka daha fazla yükseltilerek üzerine bina yapılandır. El- Ezhar’da ‘Onu dümdüz et’ ifadesi hakkında şöyle denilmektedir:
   İlim adamları şöyle derler: Kabrin bir karış yükseltilmesi müstehabtır. Bundan fazlası mekruhtur ve yıkılması müstehabtır. [9]
   Şevkâni -yüce Allah’ın rahmeti üzerine olsun- (IV, 72)’de bu hadisi şerh ederken şunları söylemektedir: “Bu hadisten çıkartılacak hükümlerden birisi de şudur: Sünnet gereği kabir yerden fazla yükseltilmez. Bu hususta faziletli kabul edilen ile daha az faziletli olduğu kabul edilen kimse arasında fark yoktur. Açıkça görüldüğü kadarıyla kabirlerin şer’an izin verilen miktardan fazla yükseltilmesi haramdır. Bunu Hambeli mezhebi alimleri ile bir topluluk ile İmam Şafiî ve İmam Malik açıkça ifade etmişlerdir.”
    Yine Şevkâni şöyle demektedir: “Hadisin kapsamına öncelikle giren kabir yükseltme çeşitlerinden birisi de kabirler üzerinde bina edilmiş kubbeler ve meşhedlerdir. Aynı zamanda bu iş kabirleri mescid edinmek kabilinden de sayılır. Peygamber (s.a) da ileride geleceği üzere bunu yapanlara lanet etmiştir. Kabirler üzerinde bina yükseltip, bu binaları güzel yapmaktan ötürü nice fesadlar ortaya çıkmıştır ki İslam adına bunlara ağlanılır. Bunlar arasında cahil kimselerin bu gibi yerlere kâfirlerin putlar hakkındaki inançlar gibi bir inanç beslemeleridir. Bu o kadar büyük bir iş haline geldi ki cahiller bu kabirlerin fayda sağlamaya ve zararı önlemeye kadir olduklarını zannedecek hale geldiler. İhtiyaçlarının görülmesini istemek için gidecekleri yer arzularının gerçekleşmesi için sığınacakları yer olarak bellediler. O kabirlerden kulların Rablerinden istediklerini istemeye koyuldular. Oralara yolculuk yapmak amacıyla yüklerini bağladılar. Kabirlere ellerini sürdüler ve onlardan yalvararak yakararak dileklerde bulundular.
   “Sahabeler ve Tâbiin kendi zamanlarında, aralarında sivrilmiş ünlü kahramanların ve ümmetin iyilerine değer verme ve onların şanını yüceltmede pek geride kalmıyorlardı. Ancak onlar, ölülerin kabirlerini yükseltmeyi ve çürümüş kemikleri yüceltmeyi kabul etmiyorlardı. Çünkü onlar bu yüce şeriatın ve doğruluk dininin sahibinin, bu konudaki açık yasağını kesinlikle biliyorlardı. Bu din putperestliği kökünden kazımak, çürümüş kemikleri yüceltmenin izlerini silmek veya ölülerin kabirlerinin başında beklemeyi kaldırmak için gelmiştir.” [10]
    İslam’ın ilk dönemlerinde kabirlerin yüceltilmesi, üzerine kubbe ve mescid yapmak suretiyle ölülerin yerlerinin korunmasına dair bir rivayet olsaydı, bu ihtilaf olmaz, o değerli sahabelerin kabirlerinin şu ana kadar tarafımızdan ne halde oldukları bilinirdi.
   Peygamberimiz (s.a.v.) ve sahabe-i kiram (r.a.) döneminde kabirler üzerine bina inşa etme,yazılar yazma ve mescit edinme gibi bir davranış bulunmamaktadır. Bu yenilikler daha sonraki dönemlerde yüceltme hastalığının bir tezahürü olarak uygulanmaya başlanmış ve çığırından çıkarak bugünkü hale gelmiştir. İnsanlar cahiliyetin de etkisiyle çok sevdikleri alimleri ve veli olduğuna inandıkları zat’ların mezarlarını mescitler haline getirmiş, dua edilen yerler,bereket umulan Allah’ın rızasına ulaşmak için vesile kabul edilen yerler haline getirmişlerdir. Bazı alimler mezar taşlarına isim yazılabileceğini söylemektedir. Ancak mezar üzerine şaşalı binalar inşa etmek bu gün olduğu gibi oraların şirk mekanı haline gelmesine neden olabilir. Bu tehlikeyi bilen peygamberimizin (s.a.v.) bu konudaki hassasiyetini yukarıdaki hadisi şeriflerden anlıyoruz.
 .
Mus’ab Köylüoğlu
 
 .

[1] [Müslim, Cenâiz 94, (970); Ebu Dâvud, Cenâiz 76, (3225, 3226); Tirmizî, Cenâiz 58, (1052); Nesâî, Cenâiz 96, (4, 86, 88).]
[2] Buhari II, 422 Müslim, Ebu Davud II, 70 Ahmed II, 284-366-396-453-518
[3] Buhari I, 416-422; Müslim, II, 66; Nesai I, 115 İbn Ebi Şeybe Musannef IV, 140; Ahmed VI, 51
[4] İbn Ebi Şeybe, 2/83/b ve t/2/376 Senedi Müslim’in şartına göre sahihtir.
[5] Ahmed, no:7352; İbn S’ad, II, 241-242; Ebu Ya’la, Müsned, 312/a; Ebu Nuaym, Hilye VI, 283 ve VII, 317 sahih bir senedle.
[6] İbn Huzeyme, Sahih. I, 92/b İbn Hibban, 340, 341; Ahmed, no: 3844, 4143, Taberani, Kebir, 3/77/a; Ebu Ya’la, Müsned, 257/a sahih bir senedle.
[7] İbn Ebi Şeybe, el-Musannef, IV/138; (İslam’da kabirciliğin sakıncaları, Nasiruddin Elbani- s.101)
[8] Müslim, III/61; Ebu Davud, III/70; Nesai, I/285 Tirmizi, II/153-154; Beyhaki, IV/3; Ahmed, no: 741, 1064
[9] İslam’da Kabirciliğin Sakıncaları, Nasiruddin Elbani- s.102
[10] İslam’da Kabirciliğin Sakıncaları-128 Nâsiruddin ALBANİ
Bu yazı daha önce counter kişi tarafından okundu.

0 yorum:

Yorum Gönder

Lütfen Müslümana yakışmayan küfür içerikli yorumlar yapmayınız.